apple'ın odasıymış burası
4 Ağustos 2010 Çarşamba
29 Temmuz 2010 Perşembe
2010'un en güzel gelinliği
bu gelinliği görür görmez bayıldım..düğünlerin zirve yaptığı şu günlerde gelinliğini seçemeyen gelinler için bir fikir olabilir belki..
21 Mayıs 2010 Cuma
blair waldorf / gossip girl
itiraf ediyorum bende bir gossip girl izleyisiyim hatta taaaa ergenus zamanlarımda kitabını da okumuşluğum vardır. çok sıkı takipçisi değilim canım tvde gördükçe izliyorum.
neyse uzatmadan daha fazla hemmen konuya gireyim.bu dizideki blair'ın giyim tarzına hastayım.eğer bende yukarı doğu yakasının en zengin ailelerinden birinin kızı olsaydım, giyim tarzım buna çok yakın olurdu heralde.. doğruyu söylemek gerekirse bu dizideki çoğu kişi gayet güzel giyiniyor(jenny hariç kesinlikle) ama blair kendi tarzını oluşturmuş. büyük bir audrey hepburn hayranıdır kendisi sizinde resimlerden anlayacağınız gibi.işte size birkaç fotoğraf..
12 Mayıs 2010 Çarşamba
El Secreto De Sus Ojos / Gözlerindeki Sır
'' temo : korkuyorum
teAmo : seni seviyorum ''
yazmayalı nekadar da çok olmuş yahu..ama bi sorun neden die..pc mi bozulmadı, vizeler mi olmadı, ödevler mi yapılmadı aman aman başımı kaşımaya vaktim olmadı yani (?)..haftasonu eskişehirdeydim..evvet zaman yaratıp gezmeyi iyi bilirim..neyse sinemaya gittik anadolu üniversitesi film festivali kapsamında.filmin adı ''gözlerindeki sır''..duyduğuma göre film önce gözlerindeki esrar diye çevrilcekmiş ama sonra gözlerindeki sır'a karar verilmiş artık ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemeyeceğim..filmi uzun uzadıya anlatmcam izleyin izlettirin müthiş bir film..2009 en iyi yabancı film dalında oscar heykelciğide bulunur kendisinin..filmin önemli ve etkileyici sahnelerinden bazı sözleri yazayım dedim..spoiler içermez :)
''o da dövülüp tecavüze uğrayıp öldürülecek mi? idam edilirken bir yatağa yatırıp iğne yapacaklar. o durumda onun yerinde olmayı tercih ederim.''
''...başka bir hayatta değildi.
bu hayattaydı.
bu hayattı.
şimdi şunu anlamak istiyorum.
insan hayatı nasıl
böyle boş yaşayabiliyor?
koca bir hayatı boş işlerle
tüketmeyi nasıl beceriyoruz?
bunu nasıl yapıyoruz?...''
''dikkatli seç,
bize kalan sadece hatıralar
bari iyilerinden seç..''
'' lütfen.
söyle ona...
hiç olmazsa bir kez konuşsun benimle..''
teAmo : seni seviyorum ''
yazmayalı nekadar da çok olmuş yahu..ama bi sorun neden die..pc mi bozulmadı, vizeler mi olmadı, ödevler mi yapılmadı aman aman başımı kaşımaya vaktim olmadı yani (?)..haftasonu eskişehirdeydim..evvet zaman yaratıp gezmeyi iyi bilirim..neyse sinemaya gittik anadolu üniversitesi film festivali kapsamında.filmin adı ''gözlerindeki sır''..duyduğuma göre film önce gözlerindeki esrar diye çevrilcekmiş ama sonra gözlerindeki sır'a karar verilmiş artık ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemeyeceğim..filmi uzun uzadıya anlatmcam izleyin izlettirin müthiş bir film..2009 en iyi yabancı film dalında oscar heykelciğide bulunur kendisinin..filmin önemli ve etkileyici sahnelerinden bazı sözleri yazayım dedim..spoiler içermez :)
"En kötü kısmı ise onu unutmaya başladım. Her gün onu hatırlamak için kendimi zorlamam gerekiyor. Öldürüldüğü gün Liliana bana limonlu çay yapmıştı. Gece boyu öksürmüştüm ve çayın iyi geleceğini söylemişti. Bak işte, böyle aptalca şeyleri hatırlıyorum. Sonra içime bir şüphe düşüyor: Çaya kattığı limon muydu yoksa bal mıydı diye. Bunun bir hatıra mı.. yoksa hatıranın hatırası mı olduğunu bilmiyorum."
''...başka bir hayatta değildi.
bu hayattaydı.
bu hayattı.
şimdi şunu anlamak istiyorum.
insan hayatı nasıl
böyle boş yaşayabiliyor?
koca bir hayatı boş işlerle
tüketmeyi nasıl beceriyoruz?
bunu nasıl yapıyoruz?...''
''dikkatli seç,
bize kalan sadece hatıralar
bari iyilerinden seç..''
'' lütfen.
söyle ona...
hiç olmazsa bir kez konuşsun benimle..''
21 Mart 2010 Pazar
paris je t'aime
paris..yemeğin, sanatın ve elbetteki aşkın şehri..paris seni seviyorum yaklaşık 20 tane kısa filmden oluşan büyük bir film..
aşkın her hali işlenmiş filmde...2 pandomim ustasının aşkı mı dersiniz, bir kadının oğluna olan aşkı mı yoksa bir eroin satıcısının müşterisine olanı mı..dedim ya her türlü aşk vardı bu filmde. platonik aşkına kahve ısmarlamak için peşinden gitmesi yüzünden dayak yiyen ve ölmeden saniyeler önce aşık olduğu kızın kendisine kahve ısmarlaması mesela..
ya da oyuncu bir kadının kör adamla olan aşkı ve aşklarının değişim evrelerinin o mükemmel anlatımı.. iki eski aşığın oturup yeni hayatlarını konuşmaları...aşıklar şehri pariste metroda fransızca bilmeyen, fransız kültürüne uzak bir adam..kendi çocuğunu bırakıp bakıcılık yapmak için dünyanın yolunu giden bir kadın..fransızca öğrenip parise gelmiş yalnız bir kadın..ve çok daha fazlası..bu filmde her şey mümkün. oscar wilde ile de karşılaşabiliriz, vampirlerin aşkına da şahit olabilirsiniz..kısacası izleyiniz, izlettiriniz.
''bazen bu hayatı paylaşacak birinin olması iyi olur diye düşünüyorum. mesela, bir gökdelenden aşağı paris'e bakarken, birilerine 'ne kadar güzel, değil mi?' demek istiyorum. ama kimse yok..''
14.bölge
aşkın her hali işlenmiş filmde...2 pandomim ustasının aşkı mı dersiniz, bir kadının oğluna olan aşkı mı yoksa bir eroin satıcısının müşterisine olanı mı..dedim ya her türlü aşk vardı bu filmde. platonik aşkına kahve ısmarlamak için peşinden gitmesi yüzünden dayak yiyen ve ölmeden saniyeler önce aşık olduğu kızın kendisine kahve ısmarlaması mesela..
ya da oyuncu bir kadının kör adamla olan aşkı ve aşklarının değişim evrelerinin o mükemmel anlatımı.. iki eski aşığın oturup yeni hayatlarını konuşmaları...aşıklar şehri pariste metroda fransızca bilmeyen, fransız kültürüne uzak bir adam..kendi çocuğunu bırakıp bakıcılık yapmak için dünyanın yolunu giden bir kadın..fransızca öğrenip parise gelmiş yalnız bir kadın..ve çok daha fazlası..bu filmde her şey mümkün. oscar wilde ile de karşılaşabiliriz, vampirlerin aşkına da şahit olabilirsiniz..kısacası izleyiniz, izlettiriniz.
''bazen bu hayatı paylaşacak birinin olması iyi olur diye düşünüyorum. mesela, bir gökdelenden aşağı paris'e bakarken, birilerine 'ne kadar güzel, değil mi?' demek istiyorum. ama kimse yok..''
14.bölge
20 Mart 2010 Cumartesi
walk the line / sınırları aşmak
Hello, I'm Johnny Cash!
ozaman adı j.r olan johnny'nin çocukluğuyla başlıyor film. müzik sevgisini annesinden alıyor, zira babası radyo açmalarına bile kızıyor. abisi en yakın arkadaşı ve idolü ancak feci bir kazayla abisini kaybetmesi hayatında bir dönüm noktası oluyor. bu olay babası ve johnny arasında uzun süre mesafeli bir ilişki olmasına neden oluyor.
askerlik için şehre giden giden johnny burada ilk gitarını satın alır..birkaç yıl sonra evlenir.ekonomik sıkıntılara rağmen müzikten vazgeçmemesi ve iki arkadaşıyla grup kurma isteği yüzünden eşiyle arası açılır.
1955 yılında sun stüdyolarına girdiğinde başarısız bir denemenin ardından kendini kanıtlar. artık tün dünyanın hızla tanımaya başladığı siyah giyen adam johnny cash'tir..vee ilk turnesinde karşılaştığı şarkıcı june carter hayatını değiştirecektir..
johnny cash rolünde joaquin phoenix'i, june carter rolünde de reese witherspoon'u görüyoruz. carter ve cash hayatteyken oyuncuları kendileri seçmişler..bana kalırsa ikisi de harika seçim olmuş..ayrıca joaquin ve reese şarkılarda da kendi seslerini kullanmışlar ki filmden sonra soundtrackin başucu albümünüz olacağına eminim..
ayrıca filmde johnny cash ve june carter dışında elvis presley ve jerry lee lewis gibi yıldızları da göstermesiyle ayrı bir büyülemiştir beni..kısacası izleyiniz, izlettiriniz..
suçunu çoktan ödemiş mahkum için giyerim siyahları,
ama o sadece zamanın kurbanıdır..."
Johnny Cash
“‘O yıl bütün yaz radyoda “I Walk the Line’ çalmıştı. O güne dek duyduğum her şeyden çok farklıydı. Sesi sanki arzın merkezinden gelen bir sesti... Hem derin hem de zengin bir ses düşünün, benzersiz ve gizemli... Aslında o kalbi ve kişiliği ile, bu ülkenin ta kendisiydi.”
Bob Dylan geçen gün yine çok güzel bir film izledim.walk the line. country ve rock şarkıcısı olan johnny cash'in hayatını anlatıyor film. zaten adı da johnny cash'in ünlü şarkısı i walk the line dan geliyor..
ozaman adı j.r olan johnny'nin çocukluğuyla başlıyor film. müzik sevgisini annesinden alıyor, zira babası radyo açmalarına bile kızıyor. abisi en yakın arkadaşı ve idolü ancak feci bir kazayla abisini kaybetmesi hayatında bir dönüm noktası oluyor. bu olay babası ve johnny arasında uzun süre mesafeli bir ilişki olmasına neden oluyor.
askerlik için şehre giden giden johnny burada ilk gitarını satın alır..birkaç yıl sonra evlenir.ekonomik sıkıntılara rağmen müzikten vazgeçmemesi ve iki arkadaşıyla grup kurma isteği yüzünden eşiyle arası açılır.
1955 yılında sun stüdyolarına girdiğinde başarısız bir denemenin ardından kendini kanıtlar. artık tün dünyanın hızla tanımaya başladığı siyah giyen adam johnny cash'tir..vee ilk turnesinde karşılaştığı şarkıcı june carter hayatını değiştirecektir..
johnny cash rolünde joaquin phoenix'i, june carter rolünde de reese witherspoon'u görüyoruz. carter ve cash hayatteyken oyuncuları kendileri seçmişler..bana kalırsa ikisi de harika seçim olmuş..ayrıca joaquin ve reese şarkılarda da kendi seslerini kullanmışlar ki filmden sonra soundtrackin başucu albümünüz olacağına eminim..
ayrıca filmde johnny cash ve june carter dışında elvis presley ve jerry lee lewis gibi yıldızları da göstermesiyle ayrı bir büyülemiştir beni..kısacası izleyiniz, izlettiriniz..
Vivian - Ne o öyle, baştan aşağı simsiyah giyinmişsin. Sanki cenazeye gider gibi..
Johnny- Belki de cenazeye gidiyorumdur..
"...Ben siyahı fakirler ve ezilmişler için giyerim,
kentin umutsuz, aç tarafında yaşayanlar için,suçunu çoktan ödemiş mahkum için giyerim siyahları,
ama o sadece zamanın kurbanıdır..."
Johnny Cash
11 Mart 2010 Perşembe
asrın çifti: tim & helena
efendim tim burton ile helena bonham carter'ı tanımayan yoktur zannımca..veee bu iki muhterem şahsiyet evliymiş..evlenmeyi de bırakın 2 tane de nur topu gibi çocukları varmışş..
zaten tim burton filmlerinin vazgeçilmez oyuncusudur helena hanım..diğeri kimdir peki? evvet johnny deep..veee zaten johnny de çocukların vaftiz babasıymışş..böyle de aile şirketi kurmuşlar sevgili okuyanlarım..kötü mü etmişler? elbetteki hayırrrr..burton sineması baştacımızdır, hepimiz burton sinemasının köleleriyiz :shock:
yalnız bi fotolarına bakiim dedim..bayıldımm..birbirine bu kadar yakışan bir çift zor bulunur..bir kaç tanesini sizinlede paylaşmadan edemeyeceğimm..
zaten tim burton filmlerinin vazgeçilmez oyuncusudur helena hanım..diğeri kimdir peki? evvet johnny deep..veee zaten johnny de çocukların vaftiz babasıymışş..böyle de aile şirketi kurmuşlar sevgili okuyanlarım..kötü mü etmişler? elbetteki hayırrrr..burton sineması baştacımızdır, hepimiz burton sinemasının köleleriyiz :shock:
yalnız bi fotolarına bakiim dedim..bayıldımm..birbirine bu kadar yakışan bir çift zor bulunur..bir kaç tanesini sizinlede paylaşmadan edemeyeceğimm..
bu da evleriymiş :shock:











































