Subscribe Twitter Facebook

27 Eylül 2009 Pazar

dizilerdeki mükemmel çiftler top 5

5.jim ve cheryl (according to jim): bu diziyi izleyenler nasıl yani diyebilir.biliyoruz ki jim hiç de mükemmel biri deil.hatta mükemmellikten çok uzak..ama jim ve cheryl'in aşkı mükemmel.Bira ve sosis adamı Jim, çilek ve şampanya kadını Cheryl die tanımlıor cnbce sayfası bu iki karakteri.birbirinden tamamen ayrı kişilikler yani..ama çok mutlu bir evlilikleri ve 3 tane de çocukları var.hatta son izlediğimde cheryl yine hamileydi..
cheryl in kız kardeşi ve erkek kardeşiyle birlikte kocaman bir aile onlar..




4.melinda ve jim (ghost whisperer): melinda; dünyada tamamlayamadıkları işleri olduğu için boyutumuzu terk edememiş ruhları görüp onlarla iletişim kurma yeteneğine sahip antika dükkanı olan biridir.jim'in ise işini anlayabilmiş deilim daha :)) ya itafaiyede çalışıo ya sağlık görevlisi ya da her ikisi birden :)..bu fantastik dizide olay melindanın üstüne kurulu olduğu için jim'in üzerinde pek durulmamış ama yinede ekşi sözlükte ideal koca tipi yazılmıştır kendisi için.çok yakışan ve çok mutlu bir çifttir kendieri.son zamanlarda izlemiyorum pek bu diziyi ama jim'in öldüğü yazılmış ekşi sözlükte.bi yorum getirmiyeceğim bu konuya.





3.rose ve bernard (lost): aşkı geç yaşta bulmuş bir çiftti onlar..uçak adaya düştüğünde rose uçağın ön tarafında olduğu için sahil tarafına, bernard ise o sırada kuyruk kısmında bulunduğu için adanın diğer tarafında denize düşmüştü.ilk önceler herkes bernardın öldüğünü düşünüyordu ancak rose emindi ölmediğine. bernardın alyansını boynunda taşıdı hep..ve jin, michael ve sawyer uçağın kuyruk kısmındaki yolcuları gördükelerinde bernard'ın ilk sorduğu şey rose olmuştu, hepimizi etkilemişti..ayrıca kanser olan rose adanın kendisine iyi geldiğini düşündüğü için, eve dönmeyi herşeyden çok isteyen bernard bundan vazgeçmişti..kim ne derse desin bence rose ve bernard'ın aşkı tvdeki en inandırıcı aşklardan biri..




2.sandy ve kristen (the o.c): lise yıllarımın dizisi o.c yide unutmayalım..kristen ve sandy diziyi izlerken aşık olduğumuz seth'in anne ve babası ve esas oğlan ryan'ın koruyucu ailesidir.çok klaik bir hikayedir onlarınki.sandy maddi durumu orta düzeyde olan,sivri dilli bir avukattır.kristen ise orange countryde bir çok şirketi bulunan caleb nichol'un akıllı uslu kızıdır.bu çiftin birbirlerine olan aşklarını o.c'nin bütün bölümlerinde görebilirsiniz..



1.lily ve marshall (how ı met your mother) : geldik bir numaramıza ve televizyonların en müthiş çifti lily ve marshalla..onları ilk tanıdığımızda marshall bir hukuk öğrencisi lily ise anaokulu öğretmeniydi.tabii geçen zaman içinde marhall bir firmada çalışmaya başladı lily ise gördüğüm kadarıyla evinin kadını oldu..:)müthiş eğlenceli bir çift olan lily ve marshall ayrıca en sadık çifttirler.birbirlerinden ayrı kaldıklarında uyuyamazlar, birbirlrtinin sözlerini tamamlarlar, her konuda birbirlerini desteklerler daha neler neler..ideal çifttirler kısacası..






25 Eylül 2009 Cuma

Ankaraya dönüş

çarşamba günü döndük ankaramıza zeyneple(kuzen, dost, ev arkadaşı vs vs).
perşembe günü derse gittim.ders işlenmedi daha kimseler gelmedii için ama büşümü ve merveyi özlemişmiyim..evet çok özlemişim..dil tarihin kokusunu özlemişim..
eryamanı seviyorum ankaradan bağımsız bi semt olsada..
kitaplığımı mora boyuyorum..yarısı boyandı henüz ve güzel oldu bence..
natıonal geograpfic'in verdiği türkiye haritasını dolabıma astım..şu sıralar odamdaki en değerli varlık o..bi harita sevilir mi..evet seviyorum..çok güzel amaa..
rocco nun ağududu limon bağımlılık yapabilio..yemediyseniz denemeyin..
canım arkadaşım burak bir kez daha kendini kanıtladı..çok çok ufak bişe ama beni yinede mutlu etti..
vildan bu aralar bozuk..saçları istediği gibi olmamış..ben gördüüm kadarıyla beğendim ama..yakışmış bence..
''butterfly on a wheel''i hala izlemeyen varsa mutlaka izlesin..
facebookdaki farmville bu günlerdeki en popüler oyunum..
iyi ki ekşi sözlük var..zaman doldurmaya bire bir..
2 gündür ders işlenmedi ama ankaraya boşuna geldim sanmayın..dün cbs sınava ek puan aldık benimle beraber 6 kişi..ankaraya 4 gün önce gelmeye değerdi..
how ı met your mother 5.sezon 1.bölüm çıkmış..bugün izledik zeyneple..güzel bölüm..takip edenlerin haberi olsun..

21 Eylül 2009 Pazartesi

61.emmy törenine dair..


öncelikle herkese iyi bayramlar..bir emmy daha geldi geçti sayın okuyanlarım.bloguma uzun zamandır yazmamıştım ama tv oscarları sayılan emmyide es geçmiim dedim.bayram demedim uykusuzum demedim oturdum emmyi izlicem dün gece.ancak 3te başlayan töreni ancak 5e kadar izleyebildim.çünkü gözleri kapanmakta olan bu bünye 2 ödül arası reklam durumunu okadar kaldırabildi.
   ödül töreni çok güzel başladı.how ı met your mother izleyenlerin gönlünde ayrı bir yeri olan barney(neil patrick harris)sunucuydu gecede.törenin en başındaki gösteri daha sonraki espiriler gayet iyiydi.ilk defa tören ödül verilen kategorilere göre 5 bölüme ayrılmıştı.önce komedi dalında ödüller verildi.bu yıl da hemen hemen her yıl olduğu gibi ödülü neye göre kime göre göre vermişler anlayabilmiş değilim sevgili okuyanlarım.en iyi yardımcı erkek oyuncunun orda canım neil patrick harris dururken jon cryer (two and a half men) 'e verilmesi nedir yani.adamı okadar sunucu yapmışsın hayrına verseydiniz bari.zaten bütün gece neil jon'a laf soktu ama yinede adamın yüzünün rengi değişti.aynı şekilde en iyi komedi dizisinin de how ı met your mother dururken 30 rock'a verilmesini çok yadırgadım.gelelim en iyi aktöre benim favorim jim parsons (big bang theory) idi hadi ona vermediniz bari yıllardır aday olup bir türlü emmyi kucaklayamayan charlie sheen (two and half men)'e verseydiniz ancak kendisini hiç beğenmediğim alec baldwin (30 rock) aldı ödülü.
   2.bölüm variety dalında verilen ödüllerdi.yine neden verdiklerini anlamadığım bir ödül: en iyi variety show The Daily Show (Jon Stewart)ın oldu.şimdi jon stewart'ıda izleyen biri olarak söylüyorum: adaylarda conan o'brien die biri var late night show die bir show var kime sorsan kime danışsan bu mükemmel adama vericekken bu ödülü jon'a kim verdi niçin verdi anlamadım.conan benm gönlümün yıldızı bu da ona yeter zaten :))
  bu ödüllerden sonra tv filmi ve mini dizi kategorisi vardı.hepsine çok yabancı olduğum için pek ilgimi çekmedi.bu sabah diğer kazananlara bakarken dramada en iyi erkek oyuncunun : yine bryan cranston (breaking bad) ve en iyi dizinin yine mad men olmasına şaşırmadım doğrusu.artık lost'tan seneye bi atak bekliorum.lost gibi kült olmuş bir dizinin kaderinin oscardaki lord of the rings:return of the king gibi olacağını düşünüyorum.
  çok dert yandım bu seneki ödül dağılımından dolayı ama beğendiğim ödüllerde oldu elbet: en iyi yönetmen: E.R ve en iyi yardımcı erkek oyuncunun: Michael Emerson (Lost) olması.koca törende beğendiğim ödüller bunlar işte.62. emmy törenin bu seneki hayal kırıklıklarını yaşatmaması dileğiyle, umuduyla yaşayalım sayın okuyanlarım..

10 Eylül 2009 Perşembe

''Büyük Çizme'' İtalya

eskiden beri bayıldığım ülkedir italya.bi gidip görmüşlüğüm daha yok malesef ama o da olacak bekliyorum :)) şu arala bi londra dalgası esiyor ama benim sadık yarim italyadır diorum yine yeniden..şaka bi yana seviorum italyayı ya 2. favori ülkemdir kendileri.benim gibi sanat aşığı bi insandan da farklı bir yer beklenemezdi zaten.italya hakkında bilgi vermicem tabiki zira vikipedyada her türlü bilgi wardır.neysee ben susuyorum resimler konuşsun..

6 Eylül 2009 Pazar

iyiki doğdun ezgi!!

canım arkadaşım ezgiciğimin bugün doğumgünü.bende yeni öğrendim:)) bu tarz özel günleri hatırlama kabiliyetim çok zayıf maleseff :( özürlerimi sunuyorum dokuzgünlükkraliçemize..yaş 20 oldu ezgicim artık..yolun çeyreğini geçion ehehe..nice mutluu yıllaraaaaaa canımiçii

30 Ağustos 2009 Pazar

reenkarnasyon

   reenkarnasyano inanan biri deilimdir ama bugün gazetede okuduğum haber ilgimi çekti.bu haberi sizinle paylaşıyorum..
  
   ABD’de üç yaşındaki bir çocuğun İkinci Dünya Savaşı’nda ölen bir pilotun yeniden dünyaya gelmiş hali olduğunu söylemesi, reenkarnasyonun en gerçek kanıtı olarak gösteriliyor.

   ABD’nin Louisiana eyaletinde dünyaya gelen James Leininger 2 yaşına kadar normal bir çocuktan farksızdı. Ancak 3 yaşına basmasına birkaç hafta kala kâbuslar görmeye ve “Uçak alev aldı! Düşüyorum” diye çığlıklar atarak uyanmaya başladı. Rüyasında James Huston isimli bir pilot olduğunu gören James, uyurken “Jack Larsen, Natoma, Corsair, küçük adam” gibi isimler sayıklıyor ve çırpınıyordu. Küçük çocuk, bir gün oyuncakçıda gördüğü uçak için “Bu bir Corsair” dediğinde annesi Andrea büyük bir şok geçirdi. James’in kâbuslarında uçağının Japonlar tarafından vurulduğunu, alev aldığını ve düştüğünü anlatması üzerine annesi oğlunun 2’nci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden bir pilotun reenkarnasyonu olduğuna inanmaya başladı. Ancak babası Bruce ikna olmadı ve ona uçağının nereden kalktığını sordu. James, tereddüt bile etmeden “Natoma” diye cevap verdi. Natoma, 2’nci Dünya Savaşı’nda kullanılan bir uçak gemilerinden birinin ismiydi. Küçük çocuk birkaç hafta sonra bir kitapta Japonya’da Japon ve ABD’li askerlerin karşı karşıya geldiği Iwo Jima adasının resmini gördü ve babasına “İşte uçağım burada düştü” dedi. Jack Larsen ise onun en yakın arkadaşı olan bir başka pilottu. Bruce, oğlunun hikayeyi uydurduğunu kanıtlamak için Jack Larsen’i bulmaya karar verdi. Natoma gazilerinin toplantılarına katıldı ve nihayet Larsen’i buldu. Ancak acı gerçeği ondan öğrendi. 1945’teki Iwo Jima Savaşı’nda yalnızca bir ABD’li pilot ölmüştü ve o da terhis olmadan önce son görevine giden 21 yaşındaki James Huston’du. Huston’un uçağı Japonlar tarafından vurulmuş ve aynı oğlunun anlattığı gibi alev alarak okyanusa çakılmıştı. Bruce James’in yaşayan son akrabası 84 yaşındaki kardeşi Anne’i buldu ve oğluyla bir araya getirdi. Anne 2 yaşındaki çocuğun anlattıklarını dinledikten sonra büyük bir şok geçirdi ancak onun kardeşinin reenkarnasyonu olduğuna inandığını söyledi.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Mona Lisa

dünyaca ünlü portre mona lisayı bilmeyenimiz yoktur herhalde.işte da vinci'nin bu en meşhur tablosu hakkında bilinmeyen gerçekler:

*İnsanların yüz ifadelerinden ruh hallerini okumaya yönelik sonuçlar çıkaran bir program, tartışmalı bir yüz ifadesine sahip olan Mona Lisa'nın ruh hallerini de belirledi.Buna göre Leonardo da Vinci, Mona Lisa'yı yaparken, bu güzel kadına yüzde 83 oranında mutluluk vermiş. Ne var ki, Mona Lisa'nın yüzünde sadece mutuluk okunmuyor.Mona Lisa, aynı zamanda yüzde 9 oranında nefretle dolu, yüzde 6 oranında korku duyguları taşıyor ve yüzde 2 oranında da öfkeli.

*Tablonun en önemli özelliği ise bir tek fırça darbesi bile olmamasıdır.

*Mona Lisa tablosunda betimlenmiş olan kişinin kimliği kesinlikle belirlenememiş olmasına karşın; sanat tarihçileri, modelin kimliği ile ilgili pekçok fikir yürütmüş ve iddialarda bulunmuşlardır. Leonardo hakkındaki ilk biyografiyi yazan Vasari, dönemin önemli kişilerinden biri olan Francesco del Giocondo’nun eşi Mona Lisa’nın tabloda resmedilen kişi olduğunu düşünmüştür.Dr. Lillian Schwartz ise Mona Lisa’nın, Leonardo’nun kendi-portresi olduğu fikrini ortaya atmıştır. Bunu savı ortaya atarken dayandığı kanıtlar, sayısal analizler yardımı ile elde edilen, Leonardo’nun ve tablodaki modelin yüz özelliklerinin aynı olduğununa dair sonuçlardır.Diğer teoriler ise Da Vinci'nin annesi, Meryem Ana hatta bir hayat kadını olduğu yönünde.

*Mona Lisa'yı Fransızlar "La Joconde" İtalyanlar ise "La Gioconda" olarak biliyor yani "Madonna Lisa"nın kısaltması. Bu da "Leydim Lisa" demek.
*Da Vinci tabloyu 1503-1506 arası yaptı. Resme aşık olduğu sanılan Da Vinci tabloyu Francesco del Giocondo'ya vermek yerine Fransa'ya kaçırdı.

*Fransız Devrimi'ne kadar bir çok Fransız Kralı'nın sarayında yer alan tablo Napolyon'un metresi Josephine'in yatak odasını da süsledi.
*Saatte 1500 kişinin ziyaret ettiği tablo sabit 20 derece ısıda 3 kat camın arkasında korunuyor. Müze ise her yıl 330 bin Mona Lisa konulu ürün satıyor.

*Mona Lisa'nın X ışınlarıyla yapılan incelemesi sonucunda, şu andaki görüntüsünün ardında birbirinden farklı üç Mona Lisa tablosu daha yaptığı anlaşıldı.

*Kanada ulusal araştırma konseyi uzmanları, Louvre müzesi yönetiminin isteğiyle tabloyu üç boyutlu renkli lazer taramasından geçirerek rapor hazırladı. Araştırma sonunda, Mona Lisa'nın o zamanlar genellikle hamile ya da yeni doğum yapmış kadınların kullandığı çok ince ve saydam bir tülle boynundan aşağısını örttüğü anlaşıldı.

*Tablo 1911'de çalındı. 2 yıl sonra yaratıldığı yer olan Floransa'da bulundu. Soygunla ilgili sorgulananlar arasında ünlü ressam Picasso da vardı.

*1804'ten beri Louvre'da sergilenen Mona Lisa'nın kaşı yok. Kadınların kaşlarını traş etmesi 16'ncı yüzyıl Avrupa'sında yaygın bir gelenekti.

*Louvre'da 6 bin tablo olmasına rağmen ziyaretçilerin yüzde 95'i ilk iş olarak 77 cm x 53 cm ebatlarındaki bu küçük tabloya koşuyor.

*Yağlı boya tablo her yıl bir gün indirilerek temizleniyor. Mona Lisa'nın ziyarete açık olmadığı o gün Louvre Müzesi'nin en sakin günü oluyor.

*Mona Lisa üzerinde yapılan araştırmalarda, aynaya yansıyan gizemli yüzler ve şekiller keşfedildi.eseri uzmanları, Mona Lisa toblosundaki yüzün ressamın The Virgin and Child with Saint Anne(Bakire ve Çocuk, Aziz Anne) tablolarında da bulunduğunu; tablolardaki yüz ve şekillerin Tanrı ve korkuyu temsil ettiğini belirtiyor.
 
Powered by Blogger